Kapat
ÜYE GİRİŞİ
Şifremi Unuttum
space
ÜYE OL

Üye değil misiniz? Hemen üye olun ve Beymen avantajlarından yararlanın.

MURAT TÜRKİLİ

MURAT TÜRKİLİ

Röportaj Olga Şerbetcioğlu Fotoğraflar Özkan Önal

Nişantaşı’nda, Beymen mağazasında, VIP odasındayız, sessiz sedasız bir ortama ihtiyacımız var malum. Karşımızda ise, aşina olduğunuz bir isim, Mart 2011 kapak konuğumuz Murat Türkili... Kendisi, Beymen Beymen olduğundan beri sadece kreatif enerjisini markaya yansıtmakla kalmıyor ve aynı zamanda stili, yerel modaya kattığı değerler ve yenilikçi profiliyle, uzun zamandır Beymen’de birçok konunun dümeninde yer alıyor. Kıyafetleri, değişen sezonlarla değil, karakteristik beğenilerle harmanlamaktan bahseden Türkili’yle, her koleksiyonunu heyecanla beklediği, ama aynı zamanda hiç de heyecanlanmadığı tasarımcılara uzanan, merkezinde Beymen Club’daki değişimin olduğu bir söyleşi gerçekleştirdik.

İsminin önünde şu an kaç sıfat var?

Genel itibarıyla Beymen’in Artistik Direktörüyüm. Buna bağlı olarak da bütün koleksiyonların tasarım yönetimini yürütüyorum. Bu sezon, bu geniş tanıma bir de Beymen Club eklendi.

Görünen o ki bu sürprizle el atmadığın bir alan kalmamış oluyor.

Benim buradaki işim tabiri caizse servis vermek. Hangi departman yaratıcı süreçte yardıma ya da fikre ihtiyaç duysa, gerekli desteği veriyorum, bundan mesulüm ve memnunum.

Sence moda ve hikaye anlatımı arasında bir bağ
var mı?

Mutlaka her şeyin kendi içerisinde bir hikayesi vardır. Ama bu biraz da üniversitedeyken bir proje hazırlayıp hikayesini projeyi bitirdikten sonra yazmak gibi... Aslında, burada bir pazarlama metodundan bahsediyoruz. Üstelik o hikaye yazma işini de tek başına yapmıyorsun, yanında bir sürü insan oluyor. Buradaki hikayenin amacı da zaten iletişim kurduğun müşterinin sunduğun dünyayı anlamasını hayal etmesini kolaylaştırmak. Şimdi biz bir paltonun ya da yarattığımız herhangi bir ürünün sadece kumaşını, kesimini ve ürün detayını vb. anlatırsam buna muhatap olan insan için tonum ve anlattıklarım inanılmaz sıkıcı olur. Hal böyleyken, başka bir anlatım metodu kullanarak, onu giyen kadının yaşantısını tasvir edince, insanlar bu ürünle bir bağ kurabiliyor.

MURAT TÜRKİLİ

Bahsettiğin; rol model meselesi.

Eh haliyle. Müşterinin dünyası benimkinden farklı, o kafasında bir kadın kurguluyor (ya da ona bu kadını kurgulaması gerektiği düşündürtülüyor) ve o da bu kadın gibi olmak, onun gibi yaşamak, onun gibi giyinmek istiyor. Senin de bahsettiğin o rol modeli, alıcına bir pazarlama metodu olarak anlatman lazım. Kendimden örnek vermem gerekirse; tasarlarken günlerim, çalışma masamın başında gözlerimi kapatıp bir kadın hayal ederek geçmiyor.

Öyle olduğunu söyleseydin epey garip olurdu şu an ortam.

Tabii ya. Bir kere moda bir ticaret; onu öyle görmek lazım. Bir de tabii yaptığın ürünün birileri tarafından kabul edilir bir değeri olması lazım. Bizim yaptığımız da o değeri yaratmaya çalışmak.

Aldığın markanın kendini iyi hissettirmesi gerekliliği mi bu?

Sen bir Beymen gömlek satın aldığında; bununla beraber onun sana sağladığı rahatlığı, onu giydiğinde sana sağladığı özgüveni de satın alıyorsun. Tabii bu, hemen o noktada ölçtüğün bir değer değil ama, bilinçaltında bu kodlamalarla alışveriş yapıyorsun.

O zaman sen de kendini bir hikaye anlatıcısı gibi hissetmiyorsun?

Ben hissetmiyorum, benim formatımda bu bir yalan. Ama hikaye anlatıcısı olduğunu iddia eden birine de saçmalıyor diyemem. Onun için de doğrusu belki o.

Beymen’e dönüyorum. Beymen (Collection + Club + Academia) formülündeki 3 markanın da buluştuğu bir ortak nokta var mı?

Hem Academia’da hem Beymen Club’da hem de Beymen Collection’da vurguladığımız en büyük ortak özellik konfor. Ve tabii hızlı işleyen bir çağda herkes için o tempoya uyum sağlayabilecekleri bir görüntü yaratıyoruz.

MURAT TÜRKİLİ

Bu durumu koleksiyonlarına yansıtabiliyor musun?

Beymen Collection’da ve Beymen Club’da modayı bire bir tüketmiyoruz. Güncel modadan faydalanıyoruz, çünkü teknik anlamda ve kumaşlar bazında bize rehber oluyor. Ama formatımızda hep koruduğumuz bir değer var, ve bunu da güncel moda kodlarıyla yaratmak mümkün değil. Ancak, Academia’da güncel modaya ve trendlere daha yakınız. Buna rağmen; orada da bir fikri değerlendirirken uzun süreli olup olamayacağını düşünerek hareket ediyoruz. Yani klasikleşebilecek, kısa sürece sıkılmayacağın ürünler yaratmaya çalışıyoruz.

Gardırobunda onsuz yapamadığın parçalar var mı?

Olmaz mı? Bazı parçalar hakikaten insanın hayatında çok önemli oluyor. Özellikle yurtdışındayken yaşadığım bir durum bu, aklıma bir parça gelir, bavulu altüst ederim, bulamazsam evi arar buldururum ve rahat ederim. Bazen uzun süreli bir seyahate gittiğimde giymeyeceğimi düşünsem de bazı şeylerimi mutlaka valizime koyarım.

Beymen Club’da, tasarlarken alıcının satın alma gücünü nereye koyuyorsunuz?

Burada gelip samimiyetsizce, “tasarım ekibi olarak acayip özgürüz, aklımıza eseni yaparız” diyemeyeceğim. Her markanın kendisine ait değerleri ve buna paralel belli bir üretim maliyeti vardır. Bu, kullanılan kumaşın metrajından üzerinde kullanılan düğmeye, fermuara ve dikiş detaylarına kadar uzanıyor.

Eh o zaman, genel bir tasvirle, senin Beymen Club’a ne gibi faydaların olacak?

Beymen Club çok önemli bir değişim sürecinin içinde. Bu sürece başlarken büyük bir danışman ekibi ile birlikte ilerledik ve detaylı araştırmalar gerçekleştirdik. Biz de tasarım ekibi olarak; araştırmalardan çıkan sonuçlar doğrultusunda, markanın özüne dönüp, geleneği koruyarak kolesiyonu yaratmaya başladık.

MURAT TÜRKİLİ

Nasıl bir öz bu?

Gelenekten beslenen çağdaş bir şehir markası...

Yani birçok markanın elinde tutamadığı o yer.

Yaratmak istediğimiz değer her ne kadar doğayı ilham alsa da hepimiz şehirde yaşıyoruz. Dolayısıyla, ana amacımız; şehirde yaşayan insanın ihtiyacını gidermek. Erkekte daha fazla hissediyoruz bu farklılığı.

Ama Beymen’de satılan her şey de şehri yaşayan insanın kıyafetinden ibaret değil.

Hiç kimse şu anda sıkıcı bir görüntü istemiyor. Herkes günü takip eden insan olmak peşinde. Hiç kimse sokağa sıkıcı bir insan olmak ya da komik bir duruma düşmek için çıkmıyor. Herkes beğenilmek üzere çıkıyor. Ne yapıyorsun sen sabah? Aceleyle evden çıkıp işine gidiyorsun. İşinde rahat olmak istiyorsun. İşten çıktığında bir arkadaşınla buluşup bir şeyler içeceksin, aynı formatta, kıyafetle devam edebiliyorsun. Ve hatta belki gece uzuyor...

Çok işlevlilik.

Aynen. Bunu yakalamak lazım. “Hafta sonu pikniğe gideceğiz, piknik kıyafetimi çıkar Stefan” gibi bir durum yok tabii... Veya “Haydi çiftliğe gidiyoruz, o zaman şunu giymem lazım” diye gezmiyoruz ortalıkta. Kadında daha zor tabii bu durum. Kadının işi her zaman daha zor. Kadının o formatta giyindiğini düşün bir de... Ne kadar teatral olurdu. Süt sağmaya gidecek; fırfırlı eteğini giyiyor böyle uzun, saçtan yandan örülmüş üstüne küçük yeleğini giymiş...

Beymen Club’da en çok ne satıyor, jean mi?

Yok, hayır. Genel olarak gömleğimiz, kadında ipek bluzlarımız ve tabii yine kadında pantolon...

Onlar bu değişimden paylarını aldılar mı peki?

Evet tabii ki. Hepsi.

Nasıl aldılar?

Koleksiyonun yüzdesini genişletiyorsun, ürünlere model şansı veriyorsun ve daha fazla model yaratıyorsun. Belirli kategoriler var, onları geliştiriyorsun. Mesela bizim için erkekte şu an en önemli olanlardan bir tanesi takım elbise. Beymen’de çok önemli bir kategori olduğu için onu geliştirdik. Çok güzel kumaşlarla, çok güzel kesimlerle yeni formlar yarattık.

Fiyatlar artacak mı?

Hayır, fiyatları dengede tutarak yaptık bunların hepsini.

MURAT TÜRKİLİ

O zaman epey zor bir işle uğraştınız...

Bir formül yaratıyorsun aslında. Kolay bir süreç değil, yani gece gündüz sürekli onun içerisinde yaşıyorsun. Yattığında sürekli aklına bu ve bunlar geliyor ve uyandığında koşarak aklına gelen şeyi hemen uygulamaya çalışıyorsun. O geçirdiğin 4-5 ay çok meşakkatli bir dönem.

Markanın imajı değişecek mi?

Evet, değişecek. Geçtiğimiz sene geçiş evresiydi. Markanın bilinirliliğini artırmak noktasında yapılan çalışmalar vardı. Şimdiyse farklı bir formata geçiyoruz.

Nasıl bir formata?

Söylemem, ama Kate Moss tadında diyebilirim.

Yaşı değişecek mi peki?

Yaş benim her zaman karşı çıktığım bir mefhum ve dayanak noktası. Bir markayı “bu yaşlar arasında bir noktaya oturtalım” değil de “daha çok şöyle hayat tarzı üzerinde kuralım” diyorum.

Beymen Club diğerleri için lokomotif mi peki?

Önemli bir marka evet, 40’a yakın mağazamız var. Ayrıca yarattığı gündem itibarıyla da önem taşıyor. Hep şunu söylüyorum; insanlar için özel anlarını yeniden yaratabilen güçte ürünler tasarlamak istiyoruz. Mesela, bir müzik dinlersin, senin için o çok özel bir anı hatırlatır ya da bir koku duyarsın, o sana bir anı hatırlatır. Bizim de istediğimiz şey bu; o anların ürünlerini yaratabilmek. O yüzden ürünlerin içerisine eklediğimiz detaylarla ya da formatta da hep onu bir değer aldık. Stili hedef alan ama modayı aslında çok fazla umursamayan bir marka amaçladık. Bu bahsettiğim kodların hepsi mağaza tasarımlarında dahi var. Kendimize verdiğimiz sözler var, anayasa gibi çok özel bir kitapçık bu ve her anlamda ona sadık kalmaya çalışıyoruz. Hiç vazgeçemediğimiz bir kuş vardı mesela, onların hepsi değişti. Şimdi Olaf Hajek eskizlerini ve desenlerini çalıştı. Onu da farklı bir formata çevirdik ve bence çok seveceksiniz.

Konuşmamızda biraz geriye gideyim, bu değişim ihtiyacı nasıl doğdu?

Moda sürekli değişen bir sektör. Senede en az iki kere değişiyor, doğasında değişim var. Beymen Club 2015’te 30. senesini kutluyor olacak. Geçmişteki değerlerle, geleneklerle güne adapte oluyoruz...

Zamanın faydası yani... Peki bahsettiğimiz gelenek mi miras mı?

Her ikisi de... Benim demek istediğim şey; koleksiyonun tadını ve güncel çerçevesini oluştururken, geçmişteki ya da oluşmuş bir takım ikonik ürünler ve kültlerden yararlanmak. Güzel bir kovboy jean gömlek gibi ya da çok güzel bir mont, kaz tüyü kolsuz bir yelek gibi...Tabii tüm bunların çok özel ve güzelini yaratmak... Ayrıca bunu da modern bir anlayış içerisinde güncel hayata uyarlamaktan bahsediyorum. Alıp bire bir geleneği uygulamaktan bahsetmiyorum. Mesela, Altınyıldız, Beymen Club’a özel, keten-yün bileşimi kumaşlar dokudu. Özellikle yün; yün dediğimiz zaman, dört mevsim kullanılabilecek, çok özel gramajlı erkek takım elbise kumaşlarından bahsediyorum. Kullandığımız birçok kumaş aslında Türkiye’de hayat buldu, ki bence bu da çok önemli değerlerden biri. Pek tabii ki yurtdışı imkanlarını da kullanıyoruz ama yüzdesine baktığında birçoğu Türkiye’de üretilmiş gerçek pamuk.

Ben son dönemde modayla ilgili beğenmediğin şeyleri de merak ediyorum...

Fazla uğraşılmış her görüntü beni rahatsız ediyor.

Şu an seni heyecanlandıran koleksiyon hangisi?

Sezonlar içerisinde her zaman merak ettiğim bir Prada var. Onun dışında beni çok meraklandıran bir marka yok...